QuantumQuantum&Farkındalık

MEVLANA VE KUANTUM BAKIŞ

Mevlana ve kuantum alanına beraber baktığımızda benzerlikleri görmekteyiz. Mevlana ve Kuantum alanındaki benzer bakışlar bize yeni ufuklar açmaktadır. Mevlana ve Kuantum bakış yaşamımızda bir çok açıdan bizlere katkı sağlamaktadır.

Sonda söyleyeceğim cümleyi başta söylüyorum. Mevlana en büyük kuantumculardan birisidir. O dönemde kuantum henüz bugünkü gibi keşfedilmemişti yaygın değildi ve bilimsel olarak kanıtlanmamıştı. Ancak Mevlana’nın birçok hikaye ve sözlerini bugün kuantum kanıtlamış şekilde dile getirmektedir. Hem mesneviden hem de Mevlana’nın diğer sözlerinden alıntılar yapılarak verilen şu açıklamalar benim ilk cümlemi kanıtlamaktadır.

Ne Düşünürseniz O Olursunuz!

Birçok kişisel gelişim kitabı, “Düşüncenin Gücü”, “Olumlu Düşünmenin Gücü”, “Olumlu Yaşama”, “Büyük Düşünmenin Büyüsü” gibi isimler taşır ya da bu isimle bölümler içerir. Hayattaki her şey, gerçeğe dönüşmeden önce birisinin zihninde bir düşünce, dilek, ümit veya hayal olarak filizlenmiştir. Düşünceleri gönülde biten bitkiler olarak niteleyen Mevlana, düşüncenin gücünü Mesnevi’de çok güçlü ve açık bir şekilde vurgular: işte bakınız.

“Evlere, köşklere bak, bunlar da yapılmadan önce, mühendisin zihninde, düşüncesinde birer masala benzerdi. Hoşumuza gittiği için seyrettiğimiz, sofası düzgün, tavanı, kapısı uygun bir şekilde yapılmış filan ev, mühendisin zihnindeydi. Mühendisin zihnindeki o düşünce aletleri hazırladı. Ormanlardan kesilen direkleri getirdi. Böylece ev yapılıp meydana çıktı. Her sanatın, her hünerin aslı, temeli, mayası, hayalden, düşünceden başka nedir ki? Önce düşünce vardır. Sonra bu düşünce eyleme dönüşür. Dünyanın kuruluşunu ezelden beri böyle bil.

Meyveler, önce gönül düşüncesinde tohum halindedir. Sonra meyve olarak ortaya çıkar, görünür. Sen bir işe girişip bir meyve fidanı dikince, sonunda meyvenin meydana gelmesi yolunda ilk harfi okudun, yani ilk adımı attın.” Her düşünce, sonuca götüren bir araçtır. Işık gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir. Kafamızın içindeki “sohbet” hakkında bir fikir vermek için söyleyelim. Dakikada 1200 kelimelik bir hızla düşünürüz. Diğer yandan, her gün zihnimizden yaklaşık 60 bin düşünce geçer. Bunların %95’i de bir gün önce düşündüklerimizin aynısıdır.

Zamanınızın büyük bölümünde neyi düşünürseniz, başınıza gelecek olan da odur. Ne düşünüyorsanız o olacağınıza göre, bırakın düş gücünüz aşağıları değil yukarıları seyretsin. Bakın Mevlana herkesi nasıl büyük düşünmeye çağırıyor:

”Eğer bir karınca Hz. Süleyman’ın derecesine ulaşmaya çalışırsa, şaşma; onun isteğini hor görme! Sen ondaki himmete, gayrete, cesarete imrenerek bak! Elinde, zenginlik ve yetenek olarak ne varsa, isteyerek, düşünerek elde etmedin mi?

Olumlu düşünce hayatımızın yakıtıdır.

Ancak, olumlu düşüncenin gücünü ve etkisini gösterebilmesi için beynimizdeki engelleri, ön yargıları ve sınırları kaldırmak şarttır.

Beynimiz negatifi kabul etmemektedir. Çünkü bilinçaltı aklımızdaki her şey pozitiftir. Bembeyaz bir at düşünme cümlesini duyduğunuzda aklınıza ne geliyor? Bembeyaz bir at, değil mi? Bu nedenledir ki, Mevlana “Gerçekten de ‘yapma, etme, görünme’ demek isteği arttırır sadece, başka şeye yaramaz.” der.

Onun için anne-babalar çocuklarına, öğretmenler öğrencilerine ‘yapma, konuşma, koşma’ derken aslında onların bilinçaltlarına ‘yap, konuş, koş’ emirleri verdiklerini bilmeliler. En doğrusu, Mevlana’nın “Men edilen şeyi yapmayan kimdir?” uyarısını hatırlayıp bunları, ‘sessiz ol, sakin ol’ gibi olumlu ve “ma” eki içermeyen kelimelerle ifade etmektir. Yani istenilen şekilde demek. Çorabı oraya atma oğlum demek yerine çorabını şuraya koy demek lazım. Gibi.

Mevlana’nın ifadesiyle “nasıl bakarsan öyle görürsün”.

Hayat bize derslerini çeşitli şekillerde ve boyutlarda sunar. Olumlu dersler her zaman olumlu durumlardan çıkarılmaz. Arabanızın lastiğinin patlaması, olumlu bir olay değildir ama size kabullenme, sabır, plan yapmanın değeri, başka biri size yardım etmişse yardım görme sevinci, teşekkür etmenin değeri, şükür gibi pek çok dersler verebilir. Aynı olayı, stres ve sıkıntı yaratıcı dersler çıkarmak için kullanabiliriz: “Aksilikler hep beni bulur, hayatımda her şey ters gidiyor” gibi… Görüldüğü üzere, hayat okulunda size sunulan derslerden ne öğreneceğinizi siz seçersiniz.

Hatta Mevlana iyi bakışın bela diye nitelendirilen durumlarda bile işe yaradığını söyler: “Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir.”

Yaşam aynı zamanda inatçı bir öğretmendir. Bir dersi öğrenilinceye kadar tekrar tekrar anlatır. Davranışınızı değiştirmişseniz yaşam dersinizi öğrendiğinizi anlar. Aksi halde, aynı dersi devam ettirir.

‘Bunda da bir hayır vardır’ anlayışıyla en kötü olayda bile, onun daha ötesine bakabilmek, olumlu yanları ve dersleri bulabilmek için çalışmak insanın gelişme ve büyümesinin anahtarıdır.

Hayatınızdaki olayları olumlu bir bakış açısı ile yorumlamayı, bunlardan gerekli dersleri çıkarmayı öğrenmelisiniz. Olumlu şeyleri aradıkça ve olumlu şeylerin olacağına inandıkça, önünüzde pek çok kapının açıldığını göreceksiniz. Dolayısıyla, olayı değiştiremezsiniz, ama ona olan bakışınızı değiştirebilirsiniz. Olayı kızgınlık veren, kötü bir olay yerine, komik ve size ileride aynı tip olaylar karşısında nasıl tavır almanız gerektiğini öğreten ders verici bir olay olarak yeniden çerçeveleyebilirsiniz.

Düşündüklerinizin, iç konuşmalarınızın, başkalarıyla konuştuklarınızın sağlığınızla yakından ilgisi vardır. Örneğin, kendinizi kötü hissetmekten ne kadar çok söz ederseniz, o kadar sık hastalanırsınız.

Bir an için dikkatinizi konuşmalarınıza verin. Genelde olumlu konuşmalar mı, yoksa olumsuz, kötümser ve şikayet dolu sözler mi? Konuşmanız zihninizi etkiler. Eğer sürekli işlerin kötüye gideceğini söyleyip duruyorsanız, bir kâhin olmak için iyi bir fırsat yakalamışsınız demektir.

Bakın Mevlana ne der:

“Kötüye yormak ve vehim yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak.”

Düşünce yapınıza ve hayata bakışınıza göre, hayat deneyimleri sizi ya yıpratır ya da parlatır. Olumsuz düşünen ve bakış açıları olumsuz olan insanlar, daima ‘niçin’ diye sorarlar ve sorunları görürler. Fırsatlar kapılarını çaldığında da tokmağın sesinden rahatsız olurlar. İyimser ve olumlu insanlar ise ‘nasıl’ sorusunu sorarlar, daima çözüme odaklanırlar.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
error: içerik koruması !!