Quantum

QUANTUM DÜNYASINA GİRİŞ

HERŞEY ENERJİDİR

HERŞEY ENERJİDİR

Evrende her şey enerjidir. Enerji kelimesi, Grekçe energia “hareketli kuvvet” kelimesinden gelir. Enerji sonuçları görülebilen ancak kendisini kimsenin görmediği bir kavramdır. Elektrik bir enerjidir ancak biz onu göremeyiz, sadece onun sonucunda yanan bir ampulü görebiliriz.

Evrende her şeyin atomlardan oluştuğunu biliyoruz. Maddeyi meydana getiren yapı taşı atomlardır ve elbette madde elle tutulur, gözle görülür katı bir şeydir. Ancak maddeyi oluşturan atomlar için aynı şeyi söylemek pek mümkün görünmüyor. Atomların büyük bir kısmı boşluktan oluşmaktadır. Eğer bir atomun çekirdeğini bir basket topu büyüklüğünde düşünürsek, onun etrafında dönen elektron, çekirdekten 30 km uzakta olacaktır ve aradaki bölüm boşluktur. Burada kafa karıştırıcı bir durum var gibi görünmektedir. Çok kolaylıkla “Hey sen şimdi bana maddeyi oluşturan en küçük yapı taşının, yaklaşık %99’luk kısmının boş olduğunu mu söylüyorsun, iyi de o zaman katı madde nasıl oluşur, çılgın mısın sen?” diyebilirsiniz. Ancak bilim adamları yaptıkları tüm araştırmalardan sonra bu sonuca vardılar ve bize ne kadar çılgınca gelse de OLAN BU…

Ancak bu boşluk fikri bilim adamlarının aklına yatmamış olsa ki, araştırmalarına devam ettiler ve boşluk olan bu alanın aslında büyük bir enerji olduğunu keşfettiler. Henüz bunu ölçecek aletleri yok ama yaptıkları matematiksel çalışmalar sonunda uzayda bir santimetre karelik alandaki enerjinin, evrendeki tüm maddelerden daha fazla enerji olduğunu söylüyorlar.

İnsanlarda aslında enerjidir, çünkü hepimiz hücrelerden oluşuyoruz ve hücrelerimizde atomlardan oluşmaktadır. İnsanların yapı taşı da evrendeki her şey gibi enerjidir. Ancak insan diğer birçok enerjiden daha farklı bir özelliğe sahiptir. Sürekli olarak duygu ve düşünceleri ile kendi enerji alanını etkilemekte, değiştirmektedir. Bu şekilde de tüm hayatının dinamiklerini, etkilemektedir. Peki, bir insan bunu nasıl yapmaktadır?

Duygular ve düşünceler de özünde enerjidir. Nashville’deki Vanderbilt Üniversitesinde, insanların düşüncelerini okuyan yeni bir cihaz geliştirildiği ile ilgili haberleri yakın geçmişte okuduk. Bilim adamları geliştirdikleri tarayıcıyla insanların düşüncelerini % 80 oranında okuyabildiklerini açıkladılar. Eğer bir düşünce, bir cihaz yardımı ile okunabiliyorsa, bu düşüncenin belli bir enerji frekansı olmasından kaynaklanmaktadır. Her duygunun, her düşüncenin bir frekansı vardır. Duygu ve düşünceler aslında kendine özel frekansları olan enerjilerdir. Yaşamımız boyunca her an kendimize özel çeşitli duygu ve düşünceler üretiriz. Bunların bazıları daha güçlü, bazıları ise daha zayıftır.

Örneğin çok borcu olan bir kişinin duyguları da buna bağlı olarak gergin, sıkıntılı ve olumsuz olacaktır. Sürekli bir şekilde parasının olmadığını düşünecek, para ile ilgili olumsuz duygu ve düşüncelere sahip olacaktır Bu düşünceleri, kendi enerji alanını yani varlığını etkileyecektir. Bunu şu şekilde de düşünebiliriz, sürekli korkuları olan bir insanın, bedeninde çeşitli rahatsızlıklar, ilişkilerinde sorunlar, iş hayatında problemler olacaktır. Çünkü ürettiği korku enerjisi, tüm hayatını etkilemektedir.

Yoğun bir düşünce ya da duygunun insanı etkilememesi mümkün değildir. Bu etkilenmeyi, kendisi enerji olan bir insanın, yine kendi ürettiği enerjilerden etkilenmesi olarak açıklayabiliriz. Özünde enerji olan insan, parasızlık ile ilgili olumsuz duygu ve düşünceler üreterek, kendisini olumsuz etkileyecek bir enerji üretmektedir. Daha sonra kendi ürettiği enerji, kendi öz enerjisini ve buna bağlı olarak tüm hayatını etkileyecektir.

Kendi ürettiğimiz enerjiler, tüm hayatımızı etkilemektedir ve yaşadığımız olayların tüm sorumlusu yine biziz. Sürekli olarak acı, korku, değersizlik, başarısızlık, güvensizlik, inançsızlık gibi enerjiler üreterek hayatımızdaki sorunlara sebebiyet veren de biziz. Olumlu düşündüğümüzü söyleyerek, buz dağının altındaki o kocaman negatif  duygu ve düşünceleri görmezden gelen, sonra ben hep olumlu düşünüyorum, ama hiçbir işe yaramıyor diyerek kendimizi kandıran da bizden başkası değil.

HERŞEY ŞU MUHTEŞEM ÜÇLÜ BİRLİĞİNDEN (DÜŞÜNCE + SÖZLER + KALP ) YAYILIR

1- Çevrenizde gördüğünüz her şey, tüm maddi alanlar, konumlar, gerçek sandığınız her şey siz inandığınız için var. Her sabah uyandığınız zaman, kendi gerçekliğinizi belirliyorsunuz ve inandıklarınızı yaşıyorsunuz. Etrafınızdaki maddi nesneler bile aslında elektromanyetik bilgi alanları ve gözlemlediğinizde gerçeklik kazanıyor. Sizin gözlemlemediğiniz hiçbir şey var olamaz sadece bir olasılık dalgası olarak var olabilir. Siz gözlemlediğiniz anda ise artık parçacık olur yani sizin evreninizde var olur. Gerçekliğinizi siz yaratıyorsunuz. Eğer başka bir gerçeklik oluşturmak isterseniz, bunu başaramamanız için önünüzdeki tek engel inançlarınızdır. Neye inanırsanız onu yaşarsınız. İnançlarınız değiştiği zaman gerçekliğiniz de değişir.

2- Herhangi bir şeyi gözlemleyerek sonuca etki eder, sonucu belirlersiniz. Gözlemci olarak niyetiniz sonucu etkiler. Bir şeyi imgelemek ile görmenin beyinde oluşturduğu etki aynıdır. Bir şeyi imgelemek, gözlemlemek demektir, gözlemlemek ise sonucu değiştirmek demektir. O halde bir olasılığı dalga durumundan, parça durumuna çevirmek yani gerçekleştirmek için sadece gözlem yeterlidir. Ancak gözlemci olarak gerekli gözlem gücüne sahip olmalısınız. Gözlem gücüne sahip olmak ve doğru kullanmak size süperpozisyondan istediğiniz olasılığı seçme ve yaşama gücü verecektir.

3- Hiçbir şey dışınızda değil, sizden ayrık bir evren yok. Siz ve dışınızdaki dünya bir ilizyondur. Siz evrendeki her şeyle atom altı dünyada bir düzlemde bağlısınız. Her insanla, her yerle, her canlıyla, her maddeyle atom altı bağlantınız var. Bir şeyi istediğiniz zaman o zaten sizinle bağlantıdadır ve sadece bunu bilmek ve bağlantıyı bilincinizde güçlendirmek, istediğiniz şeyi kısa sürede yaşamınıza çekecektir.

4- Evrende bir tek atomun değişmesi bile onunla bağlantılı tüm atomları etkileyecektir. Unutmayın tüm atomlar birbirleriyle anlık iletişimdedir. Eğer değişim istiyorsanız kendinizden başlamalısınız. Kendinizde oluşturacağınız bir değişim, sizin evreninizi de değiştirecektir.

5- Evren de kesin bir şuur vardır, gözlemlenen bir elektronun bunu biliyor gibi davranması bunun en iyi kanıtıdır. Eğer bu evrensel şuuru anlar, evrenle uyumlu bir şekilde yaşarsanız, isteklerinize ulaşmanızda, evrensel şuur yanınızda olacaktır ve sizin için en kestirme yolları bulacak, en faydalı bağlantıları kuracak ve en iyi sonuçları oluşturacaktır. Kendinizi evrenden ayrı gördüğünüz sürece, evrensel şuur ile aranızdaki iletişim azalacaktır ve ayrılık ilizyonu sizi yalnızlaştıracaktır. Evrenle birlik içinde olmak demek, evrenin kendisi olmak demektir.

6- Her sabah uyandığınızda kendinizi yeniden inşa ediyorsunuz. Kendi kimliğinizi hatırladığınız anda artık gözlem yapmış ve dalga olan bir olasılığı parça durumuna getiriyorsunuz. Hafıza bilim adamlarının açıklamakta en zorlandıklarını konulardan biridir. Hafıza konusunda ünlü kuantum fizikçisi Dr. Fred Alan Wolf “ Hiç bir şey kesin değildir. Geçmişteki bir olay mevcut bulunmamaktadır. Geçmiş sadece beyindeki sinir kıvrımlarımızda mevcut olan bir kayıttan ibarettir” demektedir. Her sabah uyandığımız zaman, evrendeki

bilgi hard diskinden kendimizle ilgili bilgileri almakta ve işte ben …… kişiyim, yaşamım bu….., şimdi evimdeyim gibi bilgilerle kendimizi yeniden inşa etmekteyiz. Oysa yataktan ilk kalktığınız anda kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu anımsamadığınız kısa bir an vardır. İşte tam bu anda kendinize seçeceğiniz yeni kimlik, kendinizi yeniden inşa ederken, farklı bir sonuç almanızı sağlayacaktır.

7- İnsanlar çoğu zaman kararlarını çevrelerinden malumat toplayarak verirler. Oysa kuantum fiziğine göre çevremizde gördüklerimiz inançlarımızdır. Bir konuda karar vermek için çevrenizden bilgi toplamaya başladığınız anda bu konuyla ilgili gerçek inançlarınızı doğrulayacak bilgileri bulursunuz ve sonra da bu bilgilere göre karar verirsiniz. Kuantum bir zihin yapısına sahip olduğunuz zaman “ Bu konuda nasıl bir karar vermeliyim” yerine “ Bu konuda nasıl bir seçim yapmalıyım, hangi olasılığı, gerçekleştirmek istiyorum” diye düşüneceksiniz. Zihniniz en doğru kararları almakla değil, gerçekte ne istediğiyle ve hangi olasılığı gerçekleştirmek için gözlem yapması gerektiğiyle ilgilenecektir.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
error: içerik koruması !!