Yaşam

YAŞAMDA ERİL VE DİŞİL ENERJİ DENGESİ

Eril ve dişil enerjiler yaşamda kadınların ve erkeklerin hayatını farklı şekillerde etkiliyor. Her iki enerji de hem kadın hem de erkek bedeninde vardır.

Yin dişil enerjiyi temsil eder. Yang ise eril enerjiyi temsil eder. Eril enerji, zihinsel gücü, mantığı, sol beyin işlevini, savaşçılığı, konuşmayı temsil eder. Eril enerji, atak, kontrolcü, rekabet eden tarafımızdır. Dişil enerji ise tam tersi, kabulde olan ve izin verendir. Eril enerji nüfuz eder, dişil ise alıcıdır ve yumuşaktır. Eril enerji aklı, mantığı üstün tutar. Yargılayıcı, cezalandırıcı, suçlayan tutumu yansıtır. Dişil enerji, duyguların ve sezgilerin yansımasıdır. Hoşgörü ve affedicilik hâkimdir. Eril enerjide detaylarla tek tek algılayış vardır. Dişilde ise bütünsel bir fark ediş. Eril enerji, kâr zarar hesabı yapar, sebep sonuç ilişkisi kurar. Dişil ise hesap yapmadan, yaşamı, doğal bir akış içinde olduğu bilinciyle kabul eder. Eril enerji kuralcı, dişil enerji özgürlükçüdür. Eril enerji, düşünmek, tartmak ister; dişil ise sezgilerini, hislerini dinler.

Eril enerji, ahlak, töre, namus kavramlarıyla karar verir, davranır. Dişil ise sevgi bazlı, şefkat duyarak karar verir, davranır. Eril daha çok hüzün, ciddiyet ve çilecilikten beslenir. Dişil kutlama, coşku, sevinçle besler ve beslenir.

Gündüz, güneş eril; gece, ay dişildir. Ve ikisi de gereklidir. Eril enerjide çalışarak zorlayarak elde etme varken, dişil enerji niyetin gücüyle tezahür ettirir. Eril enerji hareketi olayları başlatır. İlk adımı atar. İnisiyatif ve sorumluluk alır, ataktır. Sol beyni yöneten eril enerji “AN”da kalmak yerine sürekli analiz ederek, hesap yaparak farkındalığı kaçırabilir. Genelde çoğu şeye karşı çıkar, güç odaklıdır. Suçu hep başkalarında arar, esnekliği yoktur. Değişimi, duyguları ifade etmeyi, sevgiyi zayıflık olarak görür. Eril enerji baskılandığında agresiflik sergiler. Eril enerjinin en büyük özelliği kadın ya da erkek fark etmez, harekete geçirmektir.

Dişil enerji daha edilgendir, uyum sağlar. Kolay inanır, harekete geçmek için motivasyona ihtiyaç duyar. İzleyen ve gözleyendir. Dişil enerji sağ beyni etkiler. Yaratıcı, özgürlüğe düşkün yönümüzdür. Tutkuların, hislerin, sanatın, estetiğin, yaratıcı enerjinin kaynağı dişil enerjidir. Bilge ve derin tarafımızdır. Dişil enerjisi yoğun olan kişiler sevgi odaklıdır. Hırstan kaçar. Dişil enerji baskılandığında yaratıcılık dengesini kaybeder. Savaş ve kaos olur.

ERİL VE DİŞİL DENGESİ

Kadın erkek hepimizin içinde bu özellikleri sergilememize neden olan eril ve dişil enerji bulunuyor.

Kadın olun, erkek olun önemli olan; enerjinizin dengede ve uyumlu olmasıdır. Biri diğerinden üstün ya da kötü değildir. Her iki enerjinin de güçlü yönlerini beslemek, yaşamda daha dengeli olmamızı sağlar. Her iki enerjinin de dengesizliği hem kendimize hem de bütüne olumsuz etki eder.  Belki çoğu kadınlar kendi dişil güçlerini yadsıyorlar, farkında bile değildirler.

Yetiştirilen çoğu kız ve erkek çocukları dişil enerji prensiplerinden duygularını ifade etmeyi, hislerini hissetmeyi öğrenemiyor. Çünkü model olarak gördükleri duygularını yok sayıyor, bastırıyor, içine atıyor, mesela çevre ne der meselesi oluyor. Böylece korkusuyla benlik yok sayılıyor ve potansiyelini bastırıyor. Özünden uzaklaşıyor.

Eril ve dişil enerji dengesi şaşmış bireyler mutsuz ve tatminsiz olarak yaşamlarını sürdürürken başarının, kariyer yapmanın, para kazanmanın, evler almanın, maddi gücün vb bir statü olduğu ve mutluluk sağlayacağı illüzyonu ile yanılgıya düşüyor kendini mutsuzluğa mahkum ediyor. Çünkü onlardan tatmin arıyor ve boşluğu dolduramıyor.

Duygularımızı bilinçli ya da bilinçsiz bastırıyoruz. Duyguları ifade etmenin zayıflık olduğu inancıyla onları bastırıyoruz.

Dişil enerji prensiplerinden, öz şefkat, öz sevgi kavramlarından uzakta oluyoruz. Bunun sonucu olarak hoşgörüden, affedicilikten de uzak yetişiyoruz. Eril enerji prensibi olarak genelde sonuca odaklıyız, sürece değil. Süreçlerin bize sağladığı farkındalıkları göremeyebiliyoruz.

Yargılayan, etiketleyen bir zihin ile bilincimiz kapalı kalıyoruz. “Ben kimim? Mutlu muyum? Ben ne istiyorum? Ben ne kadar özüme yakınım? İstediğim hayatı yaşıyor muyum?” vb sorularının cevaplarını bulmadan uyanmış olmuyoruz. Bunu illüzyon ise tüm eril-dişil enerji dengemizi etkiliyor.

FABRİKA AYARLARINA DÖNÜN.

İLİŞKİLERDE ERİL VE DİŞİL DENGE

Eril ve dişil enerjilerin dengesizliği elbette ilişkilere de yansıyor. Sağlıklı, ideal olan her iki kişinin de kendi içinde tam ve bütün hissetmesidir. En önemli nokta ise ilişkiyi yaşayanın bilinçli halimiz değil, bilinçaltımız olduğunu bilmememizdir. İlişkiyi yaşayan içimizdeki küçük çocuktur. Kimi zaman küser, kimi zaman kızar, hırçınlaşır. İçimizdeki küçük çocuğun yaralarından, travmalarından dolayı; ilişkide çoğu zaman çocukça davranışlar sergilenir, duygusal çatışmalar yaşanır, egosal savaşlar olur. Ve iki çocuğun bilinçaltındaki korkularının, duygularının iyileştiricisi partnerler değildir. İlişkileri iyileştirmek için yetişkin bilinçli halimize ihtiyacımız var. Aradığımız bir anneyi ve babayı sevgili ya da eşlerimizde bulmaya çalışırsak ilişkiyi bozarız. Her iki taraf da karşı tarafı suçlamak yerine kendi gelişim ve dönüşümüne bakabilse sorunlar kendiliğinden dönüşecektir.

Herkes kendi içinde kendiyle buluşma ve tüm duygularını hissederek ifade etmeli, öz sevgi, öz şefkat, öz güven, öz değer, öz saygı kavramlarıyla kendi içinde tanışmalıdır.

: https://www.kuantumbilincalti.com/koaktif-kisisel-kocluk/

.https://tr.pinterest.com/dal6327/

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
error: içerik koruması !!